Dünya Şizofreni Derneği
Şizofreni nasıl bir hastalıktır?
Şizofreni hastaları yüzyıllardır farklı isimlerle, o kültüre özgü değerler doğrultusunda, kimi zaman ayrıcalıklı insanlar olarak, kimi zaman ise cezalandırılması gereken ve kötü ruhların etkisindeki insanlar olarak tanımlanmıştır.
Şizofreni hastalarında görülen belirtilerin farklı şiddette olması bu hastalığın tanımlanmasını güçleştirmiştir. Hastalığın şiddeti kişiden kişiye değişiklik gösterir. Kimi zaman ise aynı kişide krizler arasında dönemsel artışlar da olabilir. Son yıllarda yapılan araştırmalarla şizofreniye ait genel bir tanımlama oluşturulmuş ve belirtilere göre farklı alt gruplara ayrılmıştır.
Şizofreni genellikle 45 yaşın altında ortaya çıkar. Kadınlarda ve erkeklerde aynı oranda görülür. Genellikle maddi güçlükleri olan ailelerde daha sık olduğu ileri sürülmektedir, ancak bu konu netlik kazanmamıştır. Şizofreni sıklıkla güç farkedilen, sinsi başlayan, kronik bir hastalıktır.
Şizofreni hastalığı yaygın mıdır?
Şizofreni sanıldığının aksine yaygın bir hastalıktır. Ülkemizde yaygınlığını araştıran net bir çalışma yapılmamış ancak yurt dışında yapılan çalışmalardaki oranlarla benzer olduğu düşünülmektedir. Araştırmalara göre yaşam boyu her yüz kişiden biri bu hastalığa yakalanmaktadır.
Şizofreni hastalığına yatkınlıktan bahsedilebilir mi?
Kalıtsal yatkınlığın şizofrenide önemli bir rolü vardır, ancak yapılan araştırmalardan elde edilen genel kanı kalıtsal yapının, kişinin beyin hücrelerindeki kimyasal bozuklukların, olumsuz çocukluk yaşantılarının, viral hastalıkların, annenin gebelik döneminde ve doğum sırasında yaşadığı sağlık sorunlarının farklı oranlarda etkili olduğudur.
Yoğun stres veya üzüntü şizofreniye neden olur mu?
Yaygın yanlış inanışlardan biri de hastalığın yaşanan kötü bir olay nedeniyle ortaya çıktığı düşüncesidir. Bu düşünce ailenin gereksiz yere kendisini ya da çevreyi eleştirmesine ve suçlamasına yol açar. Stres ve üzüntü sağlıklı kişilerde şizofreniye yol açmaz, ancak bardağı taşıran son damla etkisi yaparak yatkınlığı olan kişilerde hastalığın ortaya çıkmasına neden olabilir.
Şizofreni hastalığı nasıl başlar?
Bu hastalığın başlangıcı ani ve şiddetli olabileceği gibi sinsi de olabilir. Bu dönem özellikle aile ve yakın çevre tarafından farkedilir. Kişi çevreye karşı isteksizdir, fazla konuşmaya, içine kapanmaya, önceleri zevk aldığı etkinliklerden uzaklaşmaya başlar. Arkadaşlarını ve ailesini ihmal edebilir. Okulda ya da işyerinde ilgisizdir, başarısı düşmeye başlar. Kişi kendini gittikçe tuhaf, şaşkın ve amaçsız hisseder. Çabuk sinirlenmeye ve olaylara karşı eskisine göre daha aşırı tepkiler göstermeye başlar. Manevi ve dini konulara ilgi artışı sıkça görülür. Toplumdan uzaklaşıp eve kapanabilir. Evde huzursuz ve dağınıktır. Korkular, şüpheler yaşamaya, garip davranışlar göstermeye, mantıksız düşüncelerle meşgul olmaya başlayabilir. Kıyafetlerine özensizlik, bedensel temizliğine ilgisizlik, uyumsuz giyinme gibi davranışlar olabilir. Bu bulgular günler içerisinde olabileceği gibi haftalar hatta yıllar içerisinde yavaş yavaş da gelişebilir.
Şizofreni hastalığı ve zeka
Halk arasında zeki insanlarda ruhsal rahatsızlık olmayacağı yönünde bir yargı vardır. Şizofreni hastalığı ile zeka geriliği arasında bir ilişki yoktur. Ancak kişide hastalığın etkisi ile olayalara bakış ve yorum değişmiştir. Zekalarında bir kayıp ise sözkonusu değildir.
Şizofreni hastalığı nasıl seyreder?
Şizofrenide hastalık dalgalanmalar gösterebilir. Genel içe kapanmanın olduğu dönemler ve kriz dönemleri nöbetler halinde ortaya çıkabilir.
Genel içe kapanma döneminde kişi dikkatsizdir. Çevresi ile ilişkilerinde arkadaşlarına ve ailesine karşı sorumsuz ve ilgisiz olabilir. Eğlencelere karşı ilgisi azdır. İşine ya da okuluna devam etmez. Temizliğine ve kıyafetine özensizdir. Kıyafet değiştirmeyebilir, banyo yapmayabilir. Tekdüze bir yüz ifadesi vardır, duygularını mimikleri ile ifade edemez. Konuşması azdır, sesindeki duygusal tonlamalar silinir. Basit cümleler kurmaya başlar.
Kriz döneminde ise kişinin gerçekle ilgili algısı büyük oranda bozulmuştur. Çevresindeki olayları ve kişileri olduğundan farklı görür ve yorumlar. Bu dönemde çevresinden kendisine yönelik düşmanlık yapıldığını ve bundan zarar görebileceğini, insanların kendi düşüncelerini etkilediklerini, yakınları ve sevdikleri tarafından ihanete uğradığını, insanüstü ya da dini özelliklere sahip olduğunu düşünebilir. Aslında varolmayan sesleri duyabilir ve bu sesleri dinleyerek bunlara yanıt verebilir. Çevreden kendi kendisine konuştuğu farkedilir. Gözünün önüne görüntüler, burnuna kokular gelebilir. Bu dönemde düşüncelerini toplaması ve aktarmasında güçlükler ortaya çıkabilir. Dağınık, saçma, garip konuşmalar olabilir. Tuhaf davranışlarda bulunabilir.
Şizofrenler saldırgan olur mu?
Şizofreni hastalarında kendisine ve çevresine zarar verici davranışlar kimi zaman ortaya çıkabilir. Bu davranışlar hastalığın kriz döneminde sıktır. Gerçekten kopma nedeniyle hasta şaşkın ve sinirli olabilir. Çevresinde olan olayları yanlış yorumladığından ya da gerçek dışı seslerin etkisiyle ve sıklıkla kendisine gelecek bir zarardan kurtulmak için savunmaya geçer. Kriz döneminde hastaya yönelik eleştiri, bağırmak, azarlamak, hareketlerini kontrol etmeye çalışmak gibi yaklaşımlar saldırgan davranışın ortaya çıkmasını kolaylaştırabilir. Soğukkanlı davranmak, eleştirmeden sakin, açık, basit ifadeler kullanarak konuşmak, kriz döneminde saldırgan davranış riskini azaltmaktadır.
Yapılan araştırmalar şizofreni hastaları ile ruhsal rahatsızlığı olmayan insanlar arasında suç işleme oranı açısından farklılık olmadığını ortaya çıkartmıştır. Yani şizofreni hastaları daha çok ve sık suç işlerler yargısı çoğu araştırmacı tarafından çürütülmüştür.
Şizofreni hastalığının gidişi nasıl olur?
Şizofreni kronik bir hastalık olmasına rağmen, erken dönemde tanı konulduğunda ve tedaviye başlanıldığında hastaların %60’ının belirgin düzeyde ya da tam olarak iyileştiği ortaya koyulmuştur. Hastanın sosyal çevresindeki destek tedavi başarısını etkilemektedir. Hastaların bir kısmında ise yıllar içerisinde çevreye uyumda bozulma artabilir, içe kapanma derinleşebilir. Düzenli tedavi görmeyen hastalarda kriz dönemleri sıkça ortaya çıkabilir.
Şizofreni hastalığının tedavisi
Tedavide hekim, hasta ve hasta yakınlarının işbirliği esastır. Tedavide kullanılan ilaçlar her geçen gün yenilenmekte ve bu alanda başarılı sonuçlar alınmaktadır. İlaç tedavileri kriz döneminde daha yoğun olmak üzere diğer zamanlarda da uygulanır. İlaç düzenlemesinin uygun bir biçimde yapılabilmesi için hasta-hekim ve hasta ailesi işbirliğinin sürekli olması gerekir. Kimi zaman ise hastanede yatarak tedavi gerekebilir.
İlaç tedavisi dışında terapi ve eğitim amaçlı görüşmeler hasta ve ailesi için önemlidir. Ailenin içten, sıcak tutum ve olumlu yaklaşımları hastalığın seyrini iyi yönde etkiler, kriz dönemlerinin sıklığını azaltır.
Şizofreni tedavisi uzun süreli ve fedakarlık gerektiren bir süreçtir. Umudun canlı tutulması, hastanın dünyasını anlama çabası önemlidir.
Önemli Noktalar
·Şizofreni insanın yaşadığı gerçeklikten uzaklaşarak kendine özgü bir dünya yarattığı bir durumdur.
·Şizofreni sıklıkla güç farkedilen, sinsi başlayan, kronik bir hastalıktır.
·Araştırmalara göre yaşam boyu her yüz kişiden biri bu hastalığa yakalanmaktadır.
·Hastalığın başlangıcı günler içerisinde olabileceği gibi haftalar hatta yıllar içerisinde yavaş yavaş da gelişebilir. Şizofrenide hastalık dalgalanmalar gösterebilir. Genel içe kapanmanın olduğu dönemler ve kriz dönemleri nöbetler halinde ortaya çıkabilir.
·Şizofreni kronik bir hastalık olmasına rağmen, erken dönemde tanı konulduğunda ve tedaviye başlanıldığında, hastaların önemli bir kısmının belirgin düzeyde ya da tam olarak iyileştiği ortaya koyulmuştur.
·Şizofreni tedavisinde hasta, hekim ve aile işbirliği çok önemlidir.
·Şizofreni tedavisi uzun süreli ve fedakarlık gerektiren bir süreçtir. Hastanın ve ailesinin umudu canlı tutulmalı, hastanın dünyasını anlamak için çaba gösterilmelidir.
Şizofrenide Erken İkaz İsaretleri
( Liste konuya odaklanmış tartışma gruplarınca derlenmiştir )
- Uyku uyuyamama, garip uyanma saatleri, gece gündüz birbirine karışmaktadır
- Sosyal ilişkilerden kaçma, izolasyon, kişinin yalniz kalmaya calişması, cevreye ve insanlara ilgisizlik,
- Sosyal ilişkilerinin gittikçe bozulması, kötüleşmesi
- Hiperaktivite veya hareketsizlik görülmesi veya iki durum arasinda gidip gelmeler,
- Konsantre olamama, karar vermede farkedilir zorlanmalar,
- Din veya gizli, derin, bilinmeyen, mistik konularla olağanustu ilgilenme,
- Düşmanlık, şüphecilik, korkusuzluk,
- Arkadaşların veya ailenin tenkitlerine aşırı reaksiyonlar gösterme,
- Kisisel hijyen-temizlik, görünümde, yaşadığı odada vs. dağınıklık,pislikte kötülesme,
- Belli olmayan nedenlerle hitch-hiking/ otostop yapmak, alıp başını gitmek, yok olmak veya dağda vs. uzun günler sürebilen yürüyüşler yapmak, alıp başını gitmek,yok olmak gibi aktivitelerde artış,
- Net bir anlamı olmaksızın aşırı yazı yazma veya çocukça karalamalar,
- Beklenmedik, sıradan olmayan duygusal reaksiyonlar,
- Düz, ifadesiz yılan gibi bakışlar,
- Gözünü dikerek sürekli bakmak, gözünü hiç kırpmamak veya durmadan, sıkça, sürekli göz kırpma,
- Stimulasyona (sese, ışığa) aşırı anormal hassasiyet
- Birçok şeyde farklı kokular ve tadlar almak
- Kelimeleri farklı ve dikkat çekecek biçimde kullanmak, lisanın yapısinı değişik kullanmak
- Garip anlaşılamaz davranışlar: insanlara dokunmayı reddetmek, el sıkışmamak, sürekli eldiven giymek,
- Kendisini, vücudunu kesmek, kendisini-vücudunun bir yerlerini kesmekle tehdit etmek vs.